HAFIZ OSMAN KALBİNE YENİK DÜŞTÜ
HAFIZ OSMAN KALBİNE YENİK DÜŞTÜ
COVİD HASTALARINA ÖZEL MUAYENEHANE
COVİD HASTALARINA ÖZEL MUAYENEHANE
Yazı Detayı
20 Temmuz 2020 - Pazartesi 21:11 Bu yazı 233 kez okundu
 
ALTI HARFLİ AĞAÇ
Mehmet İlker Bozlar
 
 

Bugün size kitap okuyan İlker ile kitap okumayan İlker’i anlatmak istiyorum.

Yazımın başında klişe olarak “kitap okumak iyidir, geliştirir ve çok öğreticidir” demeyi tercih etmiyorum.

Sadece bende beni nasıl bulduğumu, fikrimin ve düşüncelerim bir ağaç gibi nasıl dallarla büyüyüp genişlediğini ve o ağacın tepesinde dünyanın nasıl daha net gözüktüğünü anlatmak istiyorum.

Okumak kelimesinin 6 harften oluştuğu doğrudur. Ama anlam olarak bu kadar büyük bir dünya var edeceğini hiç fark etmemiştim.

Okumaya ilk başladığımda içimde bulunan fakat unuttuğum duyguları tekrar hissediyordum. O duygu denizinde hayata kimi zaman şükrederken, kimi zaman acılar içinde, çoğu zaman hayat dolu gözlerle bakarken buluyordum kendimi. Yaşanılanları ve yaşanacakları roman misali daha özümseyerek ve hissederek yaşar olmuştum.

Evet ağacın tepesinden okudukça büyüyen ve büyüdükçe daha net olarak gözüken dünyaya bakmaya başlamıştım. Her şeyi daha net görmenin, geleceği daha güzel dizayn etmenin resimleriyle doluyordu, ağacımın dalları.

Okudukça özgüvenim artıyor, arttıkça girdiğim her ortamda daha fazla sosyalleşiyor ve kurduğum her cümleyi ayağımı yere daha sağlam basarcasına çıkartıyordum ağzımdan. Eskisi gibi altı boş kulaktan dolma yalan-yanlış cümleler ile değil, okuyarak öğrenilmiş, araştırılmış dolu dolu bilgilerle yürüyordum özgürce.

Hayattın her köşesinde karşımıza çıkan, hiç fark etmediğimiz sanat ve farklı kültürlerden doğan zenginliği görür olmuştu gözlerim. Farkındalığın inanılmaz duygusu, merakımı durduramayacak derecede kamçılamıştı beni. Daha fazla okumaktı merakımın karşılığı. Baktığım her sanat eserinde artık bir hayat ve yaşanılmışlığın bütün duygularını görebiliyordum.

Hiç var olmamış gezegenlerde batırıyordum güneşi. Bazen yağmur oluyordum Berlin’in arka sokaklarını ıslatan bazense Kurtuluş savaşında bir mermi oluyordum Mehmetçiğin tüfeğinden çıkan. Sevgiliye son mektup, bir annenin yüreği, evsiz çocuğun sevinci, bir aşkın bitişi oluyordum cümlelerde. Kimi zaman Mısır Piramitlerinde hazine arayan bir hayalperest oluyordum, kimi zaman ise Alamut Dağlarında dünyaya meydan okuyordum. Hiç adı sanı duyulmamış kırların o güzel kokusu ve esintisinden geçiyordum. Hiç gitmediğim yerleri biliyordum artık….

Yüzlerce yıl öncesinden, yüzlerce yıl sonrasına yolculuk yapıyordum. Dünya benim için çok küçülmüştü. Büyük olan bilgiydi. Bilgi ise kitaplardı. Kitaplar ise okumaktı, hayal etmekti, öğrenmekti. Halbuki okumadan önce nasıl bir dünyada yaşamıştım? İçi boş, zifiri karanlık bir dünyaymış; bunu anladım. Okuduğum ilk kitapla o karanlığa bir ışık yaktım ve görmeye başladıkça bir ışık, bir ışık daha... Artık yavaş yavaş aydınlanıyordu karanlık dünyam. Büyüdü ve büyüdükçe görmüştüm, her ışığın farklı dünyalara açılan bir kapı olduğunu.

Nihayet fark ettim. Bu benim için çok acı olsa da; okumayan İlker’in ne kadar yetersiz ve renksiz kaldığını. Artık okumak için fırsat yaratıyordum kendime. Okuyor ve öğreniyordum. Artık biliyordum bir insanın, bir vatan evladının, bir babanın nasıl olması gerektiğini. Umarım hayatımın her bir nefesinde bu öğrendiklerimi yine hayatıma işleyebilecek gücü bulabilirim. O ağacın dallarını hep yeşil tutmayı başarabilirim.

Saygılarımla…

 
Etiketler: ALTI, HARFLİ, AĞAÇ,
Yorumlar
Haber Yazılımı