Yazı Detayı
02 Temmuz 2019 - Salı 17:50 Bu yazı 125 kez okundu
 
Türkiye'nin iç politikası, ABD'nin dış politikasıdır
Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu
 
 

Özellikle Soğuk Savaş döneminden bugüne Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için Türkiye, her zaman büyük ilgiyle üzerine titrediği ülke olmuştur. Bu ilgi; Sovyetler Birliği’nin (SSCB) varlığına bağlı olarak jeopolitik konumunun doğal bir sonucu görülmüştür. Zira ABD’nin çıkarlarının, SSCB’ ye karşı korunmasında Türkiye işlev yüklenmiştir. O yıllarda Türkiye; NATO’nun ileri karakolu ve kanat ülkesi olarak görülmüş ve buna göre kıymetlendirilmiştir.

ABD, Türkiye’nin iç yapısı ve devlet düzeneğine büyük ilgi göstermiştir.

Bu ilginin beklentisi; koşulsuz, sorgusuz ABD çıkarlarının kabulüne yöneliktir.

Bu çerçevede; tek yanlı bağımlılığı yapısallaştıran, kurumları buna göre düzenleyen, dış alım ve dış satım trafiğini bu tek yanlılığa uygun bir şekilde belirleyen bir ajanda etkin olmuştur. Türkiye’nin; silah pazarı olması, Avrupa’nın manavı, kasabı rolüyle sınırlandırılması, savunma sanayisinde ve diğer ağır sanayi alanlarına yönelmemesi ve bu alanlarda denenen ilk girişimlerin, hamlelerin derhal köreltilmesi arzulanmıştır.

Bu yıllarda siyaset kurumu, az sayıdaki örnekler dışında (Kıbrıs gibi) bu koşullandırmanın etkisine girmiş, idare- i maslahatçı bir niteliğe bürünmüştür. Bu durum Türkiye’nin içeride idare edilip, dışarıdan yönetilen bir ülke olarak görülmesine yol açmıştır.

Zayıf, kırılgan hükümetler dönemi, siyasetin ve yönetimin siyaset dışı aktörler ve unsurların etkinliğine yol açmış, hükümetlerin kurulması ve dağılmasında siyaset dışı aktörlerin açık veya örtülü söz sahibi olmasına zemin hazırlamıştır. Bu yıllar, siyasette ve ekonomide vesayetin derinleştiği yıllardır.

Siyasette, sivil ve askeri bürokraside, akademide, iş çevrelerinde, toplum örgütlerinde ve mümkün olan her alanda dışa bağlı vesayetin aktörleri roller üstlenmiştir. (FETÖ’ de bu aktörlerden biridir.)

Soğuk Savaş yılları boyunca bu tablo büyük ölçüde korunmuştur. Ancak Sovyetlerin dağılmasıyla yeni bir dönem başlamış, blok bağımlılığı ortadan kalkmış yeni bir mücadele pratiği devreye girmiştir.

Türkiye’ de özellikle son 10 yıl içinde büyük bir mücadeleye girişerek; Soğuk Savaş döneminin sona erdiğini, buna bağlı olarak blok bağımlılığının sonlandığını, herkesin kendi milli çıkarlarını merkeze aldığını ve buna göre ilişki dinamiğini belirlediğini, geçmişin tüm asimetrik ilişkilerini simetrik kılacağını, merkeze Türkiye’nin çıkarlarını alarak, Doğu-Batı, Kuzey-Güney hangi yönden, hangi medeniyetten, hangi coğrafi bölgeden olursa olsun söz konusu Türkiye çıkarları olduğunda ilişkilerin geliştirileceği ve çeşitlendireceği ve sonuçta Türkiye’yi Türkiye’ den yönetme kararlılığının vaz geçilmez olduğunu dosta düşmana duyurmuştur.

Bunun üzerine peş peşe küresel saldırılara maruz kalmış, 15 Temmuz da en kapsamlısını yaşamış, çarpışa çarpışa, direne direne bugüne ulaşmıştır.

ABD açısından gelinen nokta; kontrol ettiği elitlerin güç kaybına uğradığı, derin yapısının, denetimi altındaki aktörlerin deşifre olduğu ve bu yüzden doğrudan karşıtlık yapar konuma düştüğü bir dönemi yansıtmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden Türkiye’nin istiklal direncinin boyut kazanmasıyla, Doğu Akdeniz, Suriye, Irak, terör örgütleri, S-400, F35 konularında Türkiye’nin kararlı tutumunun sarsılmamasıyla ABD için Türkiye’nin iç politikasına yöneliş öne çıkmıştır.

ABD’nin dış politikası, Türkiye’nin iç politikasında zemin, aktör, yapı, kurum arayışındadır. Öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı zayıflatmak, partisini parçalamak ve Türkiye’nin iç politikasında bütünleşme zeminini dağıtmak bu arayışın izleridir.

Bu yüzdendir ki, ABD zaviyesinden Türkiye’nin iç politikası, ABD’nin dış politikasıdır. Bu duruma kimlerin hevesleneceğini yakında çok daha net göreceğiz…

 
Etiketler: Türkiye'nin, iç, politikası,, ABD'nin, dış, politikasıdır,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Kasım 2019
Görüşme kumpasından medet umanlar
108 Okunma.
17 Eylül 2019
Yüksek teknolojide milli seferberlik: TEKNOFEST
205 Okunma.
10 Eylül 2019
Anaların Çığlığı, Demokrasi Maskesini Yırtıyor
101 Okunma.
09 Eylül 2019
Anaların yüreği HDP'ye hesap soruyor
71 Okunma.
28 Ağustos 2019
Hendek terörünü unutturmaya çalışanlar (2)
93 Okunma.
26 Temmuz 2019
Mavi Vatan Yemini
194 Okunma.
17 Temmuz 2019
Unutulan ihanet tekrarlanır
281 Okunma.
26 Haziran 2019
İstanbul seçiminden geriye kalanlar
123 Okunma.
14 Haziran 2019
ABD'nin S-400 tehdidi
154 Okunma.
03 Haziran 2019
Fikrinizi merak ediyoruz
132 Okunma.
19 Mayıs 2019
Türkiye-ABD ilişkisinde son durum
129 Okunma.
08 Mayıs 2019
Milli seferberliğe hazırız
177 Okunma.
21 Nisan 2019
Türkiye ittifakı
211 Okunma.
10 Nisan 2019
Türkiye'nin gerçek baharı
410 Okunma.
21 Mart 2019
Çanakkale ruhu, bekamız ve Yeni Zelanda’dan terör
337 Okunma.
08 Mart 2019
Beka mücadelesini yok sayanlar
258 Okunma.
27 Şubat 2019
CHP’nin HDP Ajandası
240 Okunma.
14 Şubat 2019
FETÖ mücadelesinde FETÖMETRE’nin önemi
250 Okunma.
02 Şubat 2019
Adana Mutabakatı’na dair
414 Okunma.
05 Aralık 2018
CHP'nin HDP Yaklaşımı
517 Okunma.
11 Ekim 2018
Yerel seçim hesapları
477 Okunma.
02 Ekim 2018
Türkiye-Almanya ilişkisinde yeni dönem
411 Okunma.
05 Eylül 2018
S-400’ün anlamı
480 Okunma.
09 Ağustos 2018
Saygı duymayı öğrenecekler
448 Okunma.
02 Temmuz 2018
Seçimin aldatıcıları ve halkın feraseti
442 Okunma.
18 Nisan 2018
Suriye’de maskeli füzelerden yansıyanlar
519 Okunma.
09 Nisan 2018
FETÖ Mücadelesinde Kadrolar
575 Okunma.
29 Mart 2018
İstanbul’un bekası için doğru seçim
539 Okunma.
01 Mart 2018
Dün Hocalı bugün Doğu Guta
623 Okunma.
07 Şubat 2018
Emperyalizmin garnizon devletçiği
604 Okunma.
01 Şubat 2018
Zeytin Dalı Harekatı’nı değersizleştirmeye çalışanlar
575 Okunma.
04 Ekim 2017
Suriye ve Irak’ı şer ikliminde buluşturanlar
853 Okunma.
29 Eylül 2017
Türkiye’nin güvenliği ve S-400’ler
678 Okunma.
12 Eylül 2017
Terörün karanlıktaki yüzü
678 Okunma.
21 Ağustos 2017
Barcelona’da terör
745 Okunma.
Haber Yazılımı