HACILAR KABEDE NE DER?
Yazarımız Vedat Uzuner yazdı

Son günlerin popüleri ‘Kabe’de Hacılar Hu Der’ ilahisi.
Yediden yetmişe, şehirden köye, sağdan sola herkesin dilinde.
Sağdan sola derken gazeteci İsmail Saymaz bile ‘benim de dilime dolandı, melodisi güzel bir ilahi’ diyor, Halk TV’de.
Aslında yeni değil.
Abdurrahman Önül 2005’te seslendirmiş. Çok da dinleyeni olmuş o günden bugüne.
Lakin ‘popüler’ olmak için günümüzü beklemiş.
Hem de güzel bir zaman dilimine, Ramazan’a denk gelmiş.
Üstüne bir de Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan Genelgesi gelince iftardan sonra tatlı gibi oldu.
Genelgeye tepki göstererek bildiri yayınlayan topluma yabancı sözde aydın ve sanatçılar hakkında dava açılmasını yadırgadım.
Bunları dikkate almak ödüllendirmek anlamına gelir.
Böylelerini gündemde tutmamak lazım.
Bu milletin çocukları on yıllardır kendine, kültürüne, içinde barındırdığı değerlere yabancı müzikler için alkış tutmaya zorlandı.
Varsın bir de ilahiler yankılansın okul hoparlörlerinden.
Zil sesleri ilahilerden seçilsin.
Sadece hacıların Kabe’de ‘hu’ demesini beklemeyelim.
Çocuklarımızın, gençlerimizin ‘hu’ları karışsın Allah Allah nidalarına.
Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın ‘Seccaden Kumlardı’ şiirinde dediği gibi
Konsun yine pervazlara
Güvercinler;
"Hu hu"lara karışsın
Aminler.
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!
Bizi yaratanın adını Ramazan’da daha fazla ansak, Fatiha’lar Yasin’ler okusak fena mı olur?
Biz bu ülkeyi ayakta tutmak, düşman çizmesine çiğnetmemek için; dönmeyi düşünmeden cepheye giden on beşliklerin torunları değil miyiz?
Şimdi o çizmenin sahibinin tıngırtısına eyvallah deyip de bizden bir ritüel, kültür, bir ifade biçimi olan ilahilerden mi rahatsız olalım?
Çocuklarımız, son derece amatörce, halisane duygularla bir ilahiyi seslendiren Celal Karatüre’yi değil de her fırsatta ekmeğini yediği, suyunu içtiği ülkesini Batı’ya şikâyet edenleri mi dinlesin?
Evlatlarımız Allah’a kul olmak yerine abuk subuk şarkı sözleriyle ona buna ‘kıl’mı olsun?
Dostlar, bizi biz yapan değerlerimiz; beli bükülmüş seksenlik, doksanlık ihtiyar değil binlerce yıldır dimdik ayakta duran koskoca bir çınardır.
Hasılı kimse paniğe kapılmasın, tedirgin olmasın son günlerde gördüğümüz Türkiye gerçek Türkiye’dir.







